Nobel ödüllü ünlü fizikçi Albert Einstein (1879-1955) “Arılar olmasa insanlık ancak 4 yıl yaşayabilir. Arılar döllenmezse; tozlanma olmaz, bitki olmaz, hayvan olmaz, sonunda da insan olmaz” demiş.

Arılar yaşamak için besin olarak çiçeklerin nektarına (bal özüne) gereksinim duyarlar, bitkiler ise polenlerini yaymak ve böylece üremek için bir dölleyiciye ihtiyaçları vardır. 

Bütün doğal tozlaştırıcılar yani polen yayanlar arasında arılar çevreyle ilgili en önemli role sahip olanlardır, çünkü tüm yerli çiçek türlerinin neredeyse  %80’inin tozlaşması bir Bal Arısı türü olan Apis mellifera tarafından gerçekleştirilir ve geriye kalan %20 sinden yaban arıları, eşek arıları ve kelebekler sorumludur. Bunlar bal arılarına oranla belli bir türde uzmanlaşmışlardır ya da daha yavaş çalışırlar. İyi ürünler elde edilmesinin ve biyolojik çeşitliliğin baş sorumlusu bal arılarıdır.

  1. Yapılan gözlemlere göre, insanların besinlerinin %90’ından fazlasını oluşturan 100 bitki türünden dörtte üçünün arıların tozlaşması sayesinde elde edilmektedir. 
  2. Dünya çapında arıların ekonomide yarattığı katma değer yaklaşık 300 milyar Euro’dur.
  3. Tarımsal ürünlerin arılar tarafından tozlaştırılması yalnızca verimi artırmakla kalmaz aynı zamanda meyve kalitesini de yükseltir. Örneğin Arılar tarafından tozlaştırılmış çilekler daha dayanıklıdır, daha az şekil bozukluğuna sahiptir ve daha yüksek bir ticari değer yakalarlar. 
  4. Kakao, vanilya ve çarkıfelek gibi kültür bitkilerinin yetişmesi yüzde 100 arılar tarafından sağlanacak tozlaşmaya bağlıdır.
  5. Böceklerce sağlanan tozlaşma, çekirdekli meyvelerde meyve verimini yüzde 40 civarında artırır.

                           

 

Tüm bu saydıklarımız arıların sadece ekolojik denge ve tarım ürünlerine olan katkılarından birkaçıdır.

Bunun yanında arı ürünlerinin insan sağlığına olan katkı ve desteği bunlardan daha fazla ve daha önemlidir.

Günümüzde hastalıkların tedavisinde kullanılan farmasötik ürünlerin meydana getirdikleri olumsuz etkiler, toksik olmayan, stabil, ucuz, yan ürünler üretmeyen, kolay bulunabilir ve elde edilebilir alternatif doğal tedavilere olan ihtiyacın ortaya çıkmasını sağlamıştır.

Apiterapi; bal, polen, arısütü, propolis, arı zehiri gibi arı ürünleriyle yapılan doğal bir tedavi yöntemidir. Başta bal olmak üzere arı ürünleri, yüzyıllardır halk arasında birçok hastalığın tedavi edilmesi amacıyla kullanılmaktadır. Bal, yaralarda inflamasyon ve ödemi azaltmaktadır. Oral olarak alınan balın immun sistemi aktive ettiği, kanser ve metastaza karşı koruyucu olduğu ve antimikrobiyal, antioksidan özellik gösterdiği bilinmektedir. Balın yanı sıra polen ve arı sütü de besin değerlerinin yüksekliği, içerdikleri protein, mineral, vitamin, serbest aminoasitler ve antibakteriyel, antifungal ve antioksidan özellikleri nedeniyle apiterapide sıklıkla kullanılan ürünlerdir. Propolis birçok ilacın içeriğinde yer almaktadır. Antibakteriyel, antioksidan ve antikanser etkileri kanıtlanmıştır. Propoliste bulunan krizin ve kampferol temel antialerjik bileşenlerdir. Arı zehri ise başta romatizma olmak üzere multiple skleroz (MS) ve romatoid artrit olgularında ayrıca egzama, epilepsi, migren gibi birçok hastalığın tedavisinde kullanılmaktadır. 

YARINLARIMIZ İÇİN ARILARIMIZI KORUYALIM…

                                                          

ARI VARSA SAĞLIK VAR!!